yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2017 Salı

O Astroit 30 Saniye Gecikseydi Dinozorlar Yaşıyor Olacaktı!!

Hiç yorum yok
İlerleyen teknoloji ve günümüzde kalıntıların daha iyi incelenebiliyor oluşu bize geçmiş hakkında gizemini koruyan konuları açığa çıkartmakta yardımcı oluyor. Bu konulardan biri benim de çok ilgili olduğum dinozorların yok oluşu ve buna sebebiyet veren astroit.

Eğer Dünya'ya çakılıp dinozor gibi muazzam canlıların ölümüne sebep veren astroit 30 saniye daha geç çarpsaydı dev yaratıklar hala yaşamlarını sürdürüyor olacaklardı!!

Qijiang Dragonu
30 saniyede dünya, kendi ekseni etrafında dönüşü sebebiyle astroiti okyanusla göğüsleyecekti ve astroitin karaya çarparak yarattığı etkiyi su ile soğurmuş olacaktı. Bu soğurma da astroitin yarattığı yıkıcı etkiyi büyük oranda azaltacaktı ve bir kısmı yok olsa da dev canlılar bu etkiye dayanabilecekti.

Sanılanın aksine Dünya'ya çarpan astroit uydumuz olan ay kadar büyük boyutlarda değil. Dünya'nın kaderini değiştiren astroitin çapı yalnızca 10 kilometre idi. Yani dünyayı bir futbol topu olarak düşünürsek dinozorların neslini sonlandıran astroitin boyutu bir kum tanesinden daha küçük olmuş oluyor. Bir futbol topuna kum tanesinin hızla çarpması ile oluşan etki pek yıkıcı olmaz. Ancak gezegenimize çarpan astroitin yıkıcılığı da çarptığı anda aşırı darbe uygulamasından ziyade, açığa çıkardığı tüm atmosferi kaplayan gaz ve toz bulutu. İyi ki o astroit karaya çarptı ve dinozorlar yok oldu. Eğer yok olmasalardı memelilerin var oluşu ve gelişimi çok daha yavaş ilerleyecekti. Hatta insanoğlu günümüzde hiç var olmamış bile olabilirdi.
T-rex
Dünyaca ünlü kanal BBC'de yayınlanan belgeselde astroitin Meksika'daki Yucatan Yarımadası'nın 40 kilometre uzağına yaklaşık 66 milyon yıl önce çarptığı ve 180 kilometre genişliğinde, 32 kilometre derinliğinde dev bir krater oluşturduğundan bahsedilmiş. Bu devasa değerleri hayal etmesi bile zor. 

Astroitin çarptığı noktada yoğun miktarda sülfür olması ve devasa astroitin zemine saatte 64.000 kilometre hızla çarpmış oluşu zemini neredeyse buharlaştırdı ve tüm atmosferi kaplayan sülfür gazını açığa çıkardı. Dinozorların sonunu getiren asıl sebep de bu sülfür gazı oldu. Büyük çarpmanın şiddeti ile oluşan deprem ve devasa tsunamiler ilk etapta dinozorların %25'ini yok etti ancak can alıcı nokta astroitin çarptığı noktanın sülfür bakımından çok zengin oluşuydu. Açığa çıkan yoğun sülfür gazı katmanı atmosferi 10 yıl boyunca esir aldı ve güneş ışığını neredeyse tamamen kesti. Bu süreç içerisinde küresel bir kış yaşandı ve küresel kış beraberinde açlığı, dolayısı ile küresel yok oluşları doğurdu. Dinozorlar da bu yok oluşun parçası oldu.
Spinosaurus
Eğer astroit 30 saniye daha gecikseydi dev astroit Pasifik ya da Atlantik Okyanusu sularına çarpacaktı ve yarattığı yıkım sülfür yerine atmosfere su buharı yayacaktı ve sülfürün yarattığı yoğun gaz bulutu ile oluşan küresel kış ve açlık yaşanmayacaktı, bu sayede dinozorlar aç kalmayacak ve yaşamlarına devam edeceklerdi. Yani astroitin Dünya üzerinde nereye çarptığı çok önemliydi. Talihsiz dinozorların nesli astroitin sülfür bakımından zengin topraklara çarpması gibi küçük bir ihtimalin gerçekleşmesi ile tükendi. Gerçekleşen bu ihtimal memelilerin dolayısı ile bizlerin gelişimine sebebiyet verdi. 

Birçok araştırmacının üzerinde çalıştığı bu uzak tarih 150 milyon yıl boyunca yeryüzünün hakimi olan bu devasa canlıların yok oluşu ve bizlere yaşam için zemin hazırlanışı arkasındaki sır perdesini aralamış oldu.

Araştırmacıların sonuçlarına dayanarak hazırlanmış olan, bu yazının da esin ve bilgi kaynağı olan belgesel dizi The Day The Dinosaurs Died BBC kanalında yayınlanıyor.
Devamını Oku

23 Ocak 2017 Pazartesi

Tembel ve üşengeç misiniz? Japon taktiği KAİZEN ile tembelliği yenin!!

Hiç yorum yok
 Tüm dünya japonların azim ve kararlılık konusunda ne kadar başarılı olduklarını bilir. Bu iki özellik artık japon toplumu için karakteristik özellikler halini almış durumda. Özellikle teknoloji sektöründe yakaladıkları başarılar bunun kaçınılmaz kanıtları.
 Peki bunu nasıl başarıyorlar? Çok mu yetenekliler? Hayır, tek yaptıkları çalışmak, çalışmak ve hedeflerine giden yolda azimlerinden ödün vermemek. İş her zaman onlar için hayatlarının merkezi.
tembel
Hayatta hepimizin kendi istekleri, hayalleri ve hedefleri var. Peki kaçımız hedefimize kararlı adımlarla ulaşmaya çalışıyor? Gerçekten elimizden geleni yapıyor muyuz? Bu tekniğe başlamadan önce kendimize sormamız gereken ana sorular bunlar. Bu soruların cevaplarını verdikten sonra hedefimize yönelik disiplinli bir şekilde eksik yada yapılması gereken kısımları eyleme dökmemiz gerekiyor. Tabii bu kararları almak yetmiyor. Aldığımız kararlar koyduğumuz hedefler ulaşılmaz ya da çok zor olmamalı ki hedefi kaçırdığımız takdirde kendimize olan güvenimizi ve istekliliğimizi kaybetmeyelim. Çok kısa sürede çok şey istemek sizi yıpratacak ve vazgeçmenize sebep olacaktır.

 Hedefe ulaşmadaki en püf nokta da burasıdır. Yeni sorumluklar veya alışkanlıkların sizi bıktırması çok doğal ve kolaydır. Kaizen de tam bu noktada bize yardımcı oluyor.


kaizen
 Japon kültürünün bir parçası olan Kaizen özellikle iş dünyasında kullanılan bilindik bir kavram. Kaizen Japonca Kai(değişim) ve zen(iyi) kelimelerinden meydana geliyor. Bu sözcüğü iyiye doğru değişmek ya da devamlı iyileştirme olarak yorumlayabiliriz.
 Masaaki Imai tarafından icat edilen Kaizen yönteminin amacı için 'herhangi bir yönde gelişme, ilerleme kaydetmeden günü geçirmemek' diyebiliriz. İstikrar en önemli ilkelerimizden biri!
tembel
 Sanırım bunca okuduklarınızdan sonra gözünüz biraz korktu ve askeri bir disiplin uygulamanız gerektiğini düşünmeye başladınız. Ama yapmanız gereken çok basit adımlar atmak ve acele etmemek. Genelde kurumsal işlerde uygulanması aşina olunan Kaizen'i kişisel gelişiminizde kullanmak için günde 1 dakikanızı ayırarak başlamanız yeterli. 

 Kaizen'in temelinde bulunan ilke kişinin bir işi tam 1 dakika boyunca yapması ve bunu her gün yaparak istikrara dönüştürmesidir. Böylelikle artık bir bakıyorsunuz tembel değilsiniz. Çünkü sizden bu işi yapmanız beklenen süre 30 dakika ya da 1 saat değil, sadece 1 dakika. Oldukça kolay gözüküyor değil mi?

 Zafer hissi ve başarı duygusu bizim ilerleme kaydetmek için ihtiyacımız olan en önemli motivasyon kaynaklarıdır. 
tembel karikatür
 Gerçekleştirmek istediğiniz şınav çekmek gibi fiziksel bir etkinlik veya yeni bir dil öğrenmek gibi zihinsel bir etkinlik olabilir. Başlarda tek yapmanız gereken ne kadar zorlansanız da bu etkinlik için her gün 1 dakika çabalamanız. Yapmaya çekindiğiniz ya da sıkıldığınız o etkinliği her gün 1 dakika yapmanız onu yavaş yavaş sevmenizi de sağlayacaktır. Tabii sevmeye çalışırsanız. Bu işten keyif almaya başladığınızda yaptığınız şeye bir sorumluluk olarak bakmak yerine onu geliştirmeye çalışacaksınız.

 Başladığınızdan itibaren haftalar, aylar geçtikten sonra başladığınız o 1 dakikalık etkinliğin aşamalar halinde 5-10-20-30-60 dakika hatta saatlerce zamanınızı verimli bir şekilde ayırdığınızı farkedeceksiniz.
 Ve hedefe ulaştığınızda başarmış olmanın verdiği hissi tadacaksınız..

ASLA VAZGEÇME!

Devamını Oku

12 Eylül 2016 Pazartesi

Hz. İbrahim'in Oğlu Hz. İsmail'i Kurban Ediş Hikayesi

Hiç yorum yok
Kevser suresi ayeti kerimesinde şöyle buyrulmaktadır !

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ  Fe salli lirabbike venhar. Yani “Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver” ( Elmalı Hamdi Yazır).
Kısacası Rabbinin Kevser nimetine ve sana verilenlere şükretmek adına kurbanını kes, diyordu ayeti kerimede.
Kurban olayı bilindiği üzere Nemrud’un ateşinden kurtulmuş olan Hz.İbrahim’in Allah tarafından sınanması sonucu gerçekleşen bir olaydır. Hz. İbrahim yıllar boyunca çocuk isteyip bir türlü sahip olamamış ve yine bir gün ellerini açarak;

-Ey Rabbim bana Salihlerden olacak bir evlat ihsan eyle’ diye dua ediyordu. İşte o sırada aşağıdaki ayeti celilede ifade edildiği gibi melekler gelerek evlat müjdesini verdi.


ilk kurban


بسم اللَّهِ الرحمن الرحيم

وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْراَهِيمَ إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلامًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُون

قَالُواْ لاَ تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلامٍ عَلِيمٍ قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَى أَن مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

قَالُواْ بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُن مِّنَ الْقَانِطِينَ قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلاَّ الضَّآلُّونَ


Meali: Onlara İbrahim (A.S.) misafirlerinden bahis et. O vakit ki yanına girdilerde selam dediler,selam verdilerde İbrahim (A.s.) biz sizden cidden korkuyoruz dedi de onlar ‘korkma’ dediler. Biz sana alim bir oğul müjdeliyoruz dediler. İbrahim (A.s.) ‘benimi bir evlat ile müjdeliyorsunuz ?’ bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artık beni ne suretle müjdeliyorsunuz dedi. Melekler seni hak ile müjdeledik artık Hz. Allah’ın rahmetinden ümidini kesme rahmeti ilahiden ancak sapıtanlar ümidini keser dediler.(Sure-i Hicir Ayet 51-56)

Onca yılın ardından Hz.İbrahim’in duaları kabul olunmuş ve İsmail adını verdiği bir oğlu gelmişti dünyaya. Ne var ki aradan geçen onca yıl sonrasında kendisine gelen meleklerle konuştuğu gün vermiş olduğu sözü unutmuştu.

Hz. İsmâil en sevimli olduğu bir çağa gelmişti.Hac erkanını tamamlayıp ayrıldıkdan sonra terviye günü yani arafe gününden bir gün evvel bir rüya gördü. Hz. İbrâhim, yattığı yataktan,

-“Nezrini yerine getir, Yâ İbrâhim!” nidâsıyla, kalktı. Bu rüyâ acaba Allah ’tan mıydı? Nezri neydi, onu uzun uzun düşündü.
Iste bu tereddüdden dolayi bu güne "terviye" günü denildi.

Ertesi gece, aynı rüyâyı, yeniden gördü. Artık Hz. İbrâhim anladı ve bildi ki, bu rüyâ
Hz.Allah ’tandır. Bildiği için bu güne “Arefe” ismi verildi.

Fakat nezri neydi, onu hatırlayamadı. Bayram akşamı da aynı rüyâyı görünce, nezrini hatırladı. Oğlunu kurban ettiğinin tatbikatını gördü ve bu güne de "kurban" günü dendi.
(Şir’atül İslam S 219)

Tüm bunların ardından artık sözünü yerine getirmesi gerektiği düşüncesiyle bayram sabahı eşine oğlunu hazırlamasını söyler. Annesi İsmail’i bir güzel giydirip süsledikten sonra baba oğul birlikte Mina istikametine doğru yola çıkarlar. Nereye gittiklerin ne İsmail ne de anne biliyordur.
Şeytan bu duruma şaşırmış vaziyette Hz. İbrahim’in önüne çıkarak şöyle der;

-Yâ İbrâhîm! Böyle bir evlâdı nasıl kesersin? Hiç baba evlâdını kesebilir mi?

Şeytanın söylediklerine kulak bile vermeyen Hz. İbrahim hiç tereddüt etmeden, yerden aldığı taşı şeytana atarak yoluna devam eder.

Hz.İbahim’den bir sonuç alamayacağını anlayan Şeytan bu sefer de İsmail’in annesine gider ve onu kandırmaya çalışır. Ne var ki verdiği cevap şeytanı kahreder…

-“Eğer Allah’tan böyle bir emir gelmişse, ben de bir anne olarak, bu emre teslim olup, boynumu büküyorum.”Çünkü o bir peygamberdir, peygamber yanlış yapmaz.”

Şeytan yine durmaz bu sefer de İsmail’in yanına gelerek ona şöyle der;

- “Baban seni nereye götürüyor, biliyor musun? Kesmeye götürüyor, kesmeye.” diyerek onu korkutmağa çalışır.

-Hz. İsmâil de, annesinden geri kalmayarak şöyle der; "O benim babamdır. O bir Peygamberdir. Eğer bu emri Allah’tan almışsa, emri muhakkak yerine getirmesi lâzımdır."

Sonun da baba oğul işaret olunan yere gelmiştir ancak Hz. İbrahim bu durumu oğluna nasıl açıklayacağını düşünmektedir. Ve sonunda der ki;

--“Ey benim yavrucuğum. Ben, seni, rüyâmda, kesiyor görüyorum. Sen benim bu rüyâma bir bak, ne söylersin.”

Hz. İsmâil kıyâmete, kadar gelecek insanlığa ibret olacak şu sözleri söyledi:
- “Ey babacığım. Sana  Allah’tan ne emr olunmuşsa, onu derhal yerine getir. İnşâllah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Söylenecek ne varsa söylenmiştir ve vakit gelmiştir. Bu arada İsmail babasına dönerek der ki;

-- “Babacığım, birkaç ricâm var. Yerine getirmeni istiyorum. Babacığım ellerimi bağla belki sana eziyet ederim. Yüzümü yere çevir belki yüzüme bakarsında merhamet edersin.
Gömleğimi anneme götür beni hatırlasın. Anneme selâm söyle. Allah’ın emrine sabır etsin. Beni nasıl kestiğini ve ellerimi bağladığını söyleme. Ellerinden öptüğümü ilet. Küçük çocukların arasına girmesin. Olur ki, onlara bakıp, beni hatırlar da, Allah’a isyan edebilir.”

Oğlunun isteklerini yerine getirir Hz.İbrahim. Ve İsmail tekrar,

- “Ey babacığım, ellerimi ve ayaklarımı çöz. Beni görüyor, melekleri görüyor. Ne isyankâr çocukmuş, babası, bağlamak zorunda kaldı, demesinler.” dedi.

Artık baba oğul, Allah’ın hükmüne tam teslim olunca, Hz. İbrâhim, Hz.İsmâil’i, şakağı üzerine yatırdı. Boğazına bıçağı koydu, çok şiddetli bir şekilde bıçağı boğazına sürdü. Bu esnâda yerde gökte ne kadar melek varsa secdeye kapanmış:
- “Allah’ım! Koru İsmâil’ini, Affet İsmâil’ini” diye yalvarıyordu. Hz Allah da meleklerine
-(Unzuru ila abdi keyfe yemürrüssikkin alal halki veledihi liecli rizai ve entüm gultüm Etec´alü fiha men yüfsidü fiha ve yesfiküddimae)

Yani ‘Ey meleklerim benim kulum İbrahim’e bakınız benim rızam için oğlunun boğazına bıçağı nasıl sürüyor. Halbuki siz Adem (A.s.)mı yaratacağım zaman yer yüzünde kan dökecek yeryüzünü ifsad edecek birisini mi yaratacaksınız demiştiniz de bende size benim bildiklerimi siz bilmezsiniz demiştim’ buyurdu.
(Mev’izei Hasene Kurban bahsi S 186)

brahim (A.s.) bıcağı İsmail (A.s.)mın boğazına sürünce bıçak kesmedide İsmail (A.s)
-‘Ey babacığım benim korktuğum başıma geldi. Evlad sevgisinden dolayı elinin kuvveti kesildi ve beni kesmeye gücün yetmedi’ dedi. İbarahim (A.s.) gadablandı ve bıçağı yandaki taşa vurduda taş ikiye ayrıldı. Dediki ‘Ey bıcak taşı kesiyorsunda eti neden kesmiyorsun.’ Bıçak Hz. ın kudreti ile konuşmaya basladı ‘Ya İbrahim sen kes diyorsun amma Hz. kesme diyor hanginize itaat edecegim. Yoksa kesibde rabbima itaatsizlikmi yapayım’ dedi.

Baba oğul huşu içinde kalmışlardır.Yera bakıyorlar...Hz İbrahimin kulağında bir ses:

-"Allahü Ekber Allahü Ekber"

Hz İbrahim titreyerek sesin geldiği sağ tarafa baktı, Hz Cibril bir koç ile geliyor.

Hz İbrahim:

-"La İlahe illallahü vallahü ekber" diyerek Hz Cibrile mukabale etti.

Hz Cibril koçu baba-oğulun yanına kadar getirdi.Nurlu çocuk ağlaarak:

-"Allah-ü Ekber ve lilllahil hamd diyerek, Allah’a hamd etti.

Cebrail a.s koçu Hz.İbrahim’e vererek:

-"Bu koç size Rabbinizin hediyesi,Hz İsmail’in yerine bu koçu kurban etmenizi Cenab-ı Hak emretti."

Baba oğul beraberce secde ederek Hz. Allah'a hamd ettiler.

Cebrail (a.s), Hz İbrahim'e :

- Haydi koçu oğlunun yerine kurban et,Rabbin böyle emrediyor , dedi.

Tam bu esnada Hıtab-ı İzzet vaki oluyor:

-" Ya İbrahim,benim uğruma kurban edilmeğe razı olan oğlun İsmail’e söyle, şu anda benden ne dilerse dilesin!"

Nurlu çocuk,ellerini kaldırarak:
-" Ya Rabbim, senin varlığına ve birliğine iman eden her mümin, günahı ne olursa olsun , bu imanla sana gelirse sen onu affet!"

İlahi cevap:

-"Kabul ettim!"



Hz. Allah halifesinin samimiyetini ve teslimiyetini meleklere göstermek için kulu İbrahimin oğlu İsmail’i kurban etme hadisesini zuhur ettirmiştir. Sonunda onlarda bu imtihanı başarı ile verdikleri anda Adem (A.s.)’in oğlu Habil’in kestiği koç kurbanını göndererek koç kurban edilmiştir.

Devamını Oku

6 Eylül 2016 Salı

Stresi Nasıl Yeneriz?

Hiç yorum yok
stres
Günümüz beyinleri her ne kadar istemesek de stres altında ezilmeye mahkum denebilir. Yaşam kalitemizi düşüren sıkıntıdan sıkıntıya sokan bu illet çoğu hastalığın da çıkış noktası konumunda. Ancak uzmanlar stresin azaltılıp sıkıntılardan olabildiğince uzaklaşılabileceği konusunda bazı yöntemler uygulanmasını öneriyor.  Pekala günlük yaşantımızı olumsuz yönde etkileyen ve hatta genel sağlığımızı yadırganmaz derecede riske sokan stres faktörünü nasıl yenebiliriz? Bu sorunun cevabını arayacağımız uzman yorumlarına kendi görüşlerimizi de kattığımız yazımıza başlayalım.

İşte Stressiz Bir Yaşamın Püf Noktaları;

  • Yürüyüşe Çıkın: Attığınız her adımda kafanıza takılan stres yaratan konuyu unutmaya çalışın. Dakikalar sonra farkedeceksiniz ki kafanızı kurcalayan tek şey bir sonraki atacağınız adım olacaktır. Uzmanlar stresin hat safhada olduğu anlarda o konuda yoğunlaşmanız gerekmiyorsa yürüyüş yapılmasının çok faydalı olacağının altını çizmektedirler. Dolaysıyla stresin en büyük düşmanları arasında yer alan yürüme etkinliği genel sağlığınızın korunmasında ve kendinize vakit ayırmada basit ama önemli bir konuma sahiptir.
  • Notalara Odaklanın: Stresi atlatmanın etkili yöntemlerinden biri de müzik dinlemektir. Uzmanlar müziğin beyin üzerinde rahatlatıcı ve yenileyici etkiler bıraktığı kanısındadır. Ama müzik var müzik var tabiki. Bazı müzikler, sesler, notalar insanları aksine stres altına almak gerilimi arttırmak içindir. Bizim bahsettiğimiz müzik söz içermeyen, notaların zihninizde dans edebileceği tarzda. Klasik tarz müzikler bu konuda tercihiniz olabilir. Hatta bu müzik tarzını alışkanlık haline getirmek sizi daha huzurlu bir insana çevirecektir.
  • Egzersiz yapın, Hareket edin: Kilolarca halter kaldırmaktan, kendinizi zorlayarak su gibi ter içinde kalmaktan bahsetmiyoruz tabi ki. Basit esneme hareketleri ile kaslarını gevşetmek bile stresten sizi bir nebze uzaklaştıracaktır.
  • Alkol ve Sigaraya Yönelmeyin Aksine Uzaklaşın!: Sakın çok derdim var alkol almalıyım sigaraya başlamalıyım diye düşünmeyin. Bu iki seçenek de sizi anlık rahatlamaya götürecek olsa da öbür sabah kalktığınızda her şeyin daha kötüye gittiğini kendiniz tecrübe ediyor olacaksınız.

Stres İle Mücadelede Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Yukarıda bahsettiğimiz basit yöntemler sizde hiç bir etki yaratmıyorsa ve artık bu stres altında kalışınız fiziksel belirtiler vermeye başladıysa gecikmeden bir hekimin kapısı çalınmalıdır.
Sizi Strese Sokan Olası Durumlar
Size strese dolayısı ile depresyona sokabilecek karşılaşılması olası ve kaçınılmaz olaylar;
  • İş yaşantısındaki düşüş ve ya işsizlik
  • Sosyal ilişkilerinizde yaşanan anlaşmazlıklar
  • Bazı psikiyatrik hastalıklar
  • Yoğun kullanılan tıbbi ilaçlar
  • Ekonomik sorunlar, borçlar vs.
  • Karar vermeniz gereken geri dönüşü olmayan konular
  • Şehirleşme, kalabalık arasında boğulma
  • Ciddi sorumluluklar
Yazımız ile stresi yenmenin yolları başlığı altında siz değerli okurlara tavsiyelerde bulunduk. Daha kaliteli bir hayat için size yardım edebildiysek ne mutlu bize.
Devamını Oku

4 Eylül 2016 Pazar

Göz Yaşı Sadece Ağlamak İçin Değildir

3 yorum
 Gözlerimizi her açıp kapattığımızda, gözyaşımız gözlerimizi yıkayıp temizler ve burnumuza akar. Böylece havadan bulaşan toz ve mikroplar atılmış olur. Normal bir insan gözü normal bir günde günde 0.75-1 gr göz yaşı salgılar.

Gözlerimizi her açıp kapattığımızda, gözyaşımız gözlerimizi yıkayıp temizler ve burnumuza akar. Böylece havadan bulaşan toz ve mikroplar atılmış olur. Normal bir insan gözü normal bir günde günde 0.75-1 gr göz yaşı salgılar.

Devamını Oku

10 Haziran 2016 Cuma

İskelet ve Boyun Sağlığınız İçin Bilinmeyenler

Hiç yorum yok
İnsan başının ağırlığı ortalama 6 kilogramdır. Ancak 6 kilogram olduğuna bakmayın siz başınızı eğdikçe bu ağırlığın boynunuza uyguladığı kuvvet gittikçe artar. 60 derecelik bir eğim uyguladığınızda boynunuza 27 kilogramlık bir yük binmiş oluyor. Boynumuz bu yükü kısa sürede taşımakta zorlanmıyor ancak saatlerce boynunuzu öne eğerek bir iş yaptığınızda siz farkında olmadan iskeletinizin boyun kısmı zarar görebiliyor ve dolayısı ile boyun ağrıları ortaya çıkıyor. Size bu konuda tavsiyem hiç değilse telefonunuzla uzun dakikalar geçiriyorken bunu aklınızda tutmanız ve boynunuzu aralıklarla hareket ettirmenizdir.

baş ağrısı

Devamını Oku

24 Mart 2016 Perşembe

Zayıflamanın En Kolay Yolu

2 yorum
Günlük öğünlerinizde yiyeceğiniz yemeklerden önce içeceğiniz bir bardak su iştahınızı büyük oranda azaltarak daha az yemekle daha çabuk doymanızı sağlar. Sağlık açısından ne kadar doğru ne kadar yanlış bilinmez ama rutin öğünlerde çok yemekten şikayet edenler için ideal ve basit bir yöntem. Tek yapmanız gereken zaten yemekten sonra kana kana içeceğiniz suyu yemeğe başlamadan hemen önce içmek. Ayrıca sıcak/ılık su içmek soğuk su içmeye göre iştahınızı daha çok dizginler.
Devamını Oku

13 Haziran 2015 Cumartesi

Seks Baş Ağrısına İyi Geliyor

1 yorum
baş ağrısı
Baş ağrısı günümüz insanının, özellikle de kadınların çok şikayet ettiği çoğunlukla sinirsel sebeplerle açığa çıkan bir rahatsızlıktır. Özel durumlar dışında genellikle sinirsel bir hastalık olarak kabul görülen migren hastalığı baş ağrısına sebep olan nedenlerin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.

Migren hastalığını tetikleyici faktörler;
  • Sıkıntıdan kaynaklanan aşırı stres.
  • Rahatsız edecek derecedeki ışık ve ses bulunan ortamda bulunmak.
  • Vücudu aşırı zorlamak ve arkasından gelecek yorgunluk.
  • Aşırı korkmak, heyecanlanmak, üzülmek.
  • Baskı altında kalmak.
  • Vücudun ihtiyacından daha az yemek
  • Kadınlarda meydana gelen hormonal değişiklikler. (Adet dönemi, gebelik dönemi vs.)
  • Aşırı alınan alkol, çerez, çikolata ve kafein içeren gıdalar.
yatakta çift fotoğrafıYukarıdaki faktörlerin 2-3 tanesi birlikte gerçekleştiğinde baş ağrısı malesef kaçınılmaz oluyor. Migren hastalığının tıbben bir çok çözümü ve kimyasal ilaçlarla giderilmesi ya da azaltılması mümkün olmasına karşın bunlardan çok daha kolay ve para gerektirmeyen bir yol var. Sizlerin de farkında olduğu gibi seks hayatımızda önemli bir yer alıyor. Seks ile gerçekleşen cinsel birleşme araştırmalarla kanıtlanmış bir şekilde insanları rahatlatıyor ve siniri, stresi üzerinden söküyor atıyor. 


Toplumumuzda çoğu kişinin çekinerek yaklaştığı seks sağlık açısından baş ağrısına iyi gelmekle birlikte daha bir çok konuda vücudu rahatlatmaya yarıyor. Toplumda seksin sanki zararlıymışçasına çekinilen bir eylem olması insanların daha mutsuz ve daha karanlık bir dünyada yaşamasına sebep oluyor. Ancak herkesin kendi dünyasını biraz cesaretle aydınlatıp tam mutluluğu yakalaması mümkün. Toplumsal baskıdan arının ve partnerinizle birlikte daha aydınlık bir yarına uyanın.
Devamını Oku

27 Ocak 2015 Salı

Deri Değiştiriyoruz!!

Hiç yorum yok
Sürüngenlerin(yılanlar vs.) deri değiştirdiğini herkes bilir. Ancak deri değiştirme sadece sürüngenlerde olmaz. İnsanlarda da en dış tabakadaki deri işlevini yitirebilir ya da çevresel faktörlerle zamanla ölü deri haline gelir. Ancak korkmayın bunun olması gayet doğal ve olması gerekendir. Örneğin yaz aylarında tenimize fazla güneş ışığı temas ederse deri kızarır ve ölür. Alttan da genç deri dedesinin görevini yapmak üzere işbaşına geçer. Ortalama normal bir insan hayatı boyunca yaklaşık 22 kilogram ağırlığında deri atar.


deri

Devamını Oku

26 Ocak 2015 Pazartesi

Burnunu Tıkadığınızda Bu Sesi Çıkartamassınız

Hiç yorum yok
-Bir insan burnunu tıkarsa "nnnnn" sesini çıkaramaz. Bunun sebebi ise bu sesi geniz etimizin yardımıyla çıkarıyor olmamızdır. Hatta nezle olduğumuzda sesimizin değişmesi de bu sebepten dolayıdır. Çıkardığımız her ses geniz ve burun deliklerinin yardımıyla şekil alır.


Devamını Oku

24 Ocak 2015 Cumartesi

Aşkın Sırrı ;)

Hiç yorum yok
kalp resmiAşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Bu kimyasal madde çikolatada da vardır.
Devamını Oku

Kahve Sizi Ayıltmaz

1 yorum
  Bazı sarhoş arkadaşlarımızın yaptığı en büyük yanlışlardan biri de ayılmak için kahve içmeleridir. Kahvenin uyku açtığını herkes bilir ve çoğu kişi de ben gibi sabahları içmeye bayılır. Kahvedeki kafein mutluluk hormonu salgılar. Ancak kafası güzel arkadaşlarımız ayılmak için kahve içmemelidirler çünkü aksine kafein alkolün etkisini arttırır. Kafanız güzelse ve ayılmak istiyorsanız kahve değil ayran için ;)
Devamını Oku

23 Ocak 2015 Cuma

İnsan Vücuduyla İlgili İlginç Bilgiler

Hiç yorum yok

1. Beynimizin depolama kapasitesi ne kadardır?

Northwestern Üniversitesi’den psikolog Paul Reber “İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar nöron bulunuyor. Bu nöronların her biri ortalama 1000 bağlantı kuruyor ve bu da yaklaşık 1000 potansiyel sinaps anlamına geliyor.Verilerin depolandığı bu sinapsların toplam sayısına baktığımızda 100 trilyon veri noktasına yani kusursuz işlenen bu bağlantılar beyinde 100 TB’lık bir depolama alanına ulaştırıyor.”

2. Vücudumuzun dayanabileceği en yüksek ateş kaç derecedir?

Prof. Ahmet Karadeniz “Ateşin yükselmesi vücudun doğal bir savunma yöntemi. Genel olarak vücudun ısısının yükselmesiyle birlikte bakterilerin optimum yaşama ısıları değişir. İstedikleri ısıyı bulamadıkları için de ölürler.Ama ateş 42 dereceyi bulduğu zaman insanın kendi vücut proteinleri de yumurta akının katılaşması gibi bozulmaya başlar.”

3. Kulaklarımızın erişebileceği en hassas ses düzeyi kaçtır?

İnsan kulağı 20 Hertz(R&B konserindeki bas gitar) ile 20 000 Hertz(sivrisinek vızıltısı) arasındaki sesleri duyabildiği düşünülüyordu.Fakat su altındaki dalgıçların işitme testlerini yapan bir araştırmacı dalgıçların 100 000 Hertz’e kadar ki frekansları algılayabildiğini gördü. Araştırmacıya göre ses, kafa kemikleri üzerinden titreşim halinde direk beyne ulaşıyor.

4. Sadece su içerek kaç gün aç kalınabilir?

Vücut ağırlığınızın yüzde 30’unu kaybedin, her an ölebilirsiniz, ama açlıktan önce olasılıkla bir hastalık yüzünden.Dünyada doktorlar bir insanın aç kalarak ama su içerek 56 güne kadar yaşayabildikleri konusunda hem fikir. Vücudumuzdaki yağ miktarı, metabolizma hızı, hava sıcaklığı ve kararlılık bu sürede en belirleyici etkenler.

5. Koşarak ulaşabileceğimiz en yüksek hız ne kadardır?

Kısa mesafe koşucusu Usain Bolt 2008′deki olimpiyatta 100 metreyi 9.58 saniyede koşunca ‘Bir insanın ulaşabileceği en yüksek hız bu mudur?’ sorunu merak eden araştırmacılar elde ettiği sonuçlar çerçevesinde bir gün birinin 100 metreyi 9.48 saniyede koşabileceği sonucuna ulaştılar.

6. En yüksek kan kaybı sınırı yüzdesi nedir?

Kanınızın yüzde 30’u akıp gitse de yaşarsınız. Yüzde 40’a ulaşırsa acil kan nakline ihtiyacınız olur.

7. Alabileceğimiz en yüksek kilo ne kadardır?

Obezite merkezinde doktor olan Gregg Kai Nishi ” Normal bir insan 5G kuvvete dayanabilir sonraki kuvvetlerde bayılır. Bu da 350 kg ağırlığında olmaya denktir. Bunun üstüne çıkan insanlar genelde yaşamıyor.” Gelmiş geçmiş en kilolu insan olarak kayıtlara geçen Jon Brower Minnoch yaşayıpta 635 kiloya çıktığını görmüş tek insan. 1983 yılında 42 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

8. Su içmeden kaç gün yaşayabiliriz?

Bir çok kaynakta “Avustralyalı bir genç 1 Nisan 1979 da tutuklanmış, hücreye konulmuş ve 18 gün orada unutulmuş. Bulunduğunda susuzluk ve açlıktan ölmek üzereymiş.” bilgisi mevcut. İngilizce kaynaklara baktığımızda gencin susuzluğunu gidermek için duvardaki fayanslarda biriken nemi yalayarak hayatta kalmayı başardığı söz konusu.Günde kaybettiğiniz yaklaşık bir litre suyu yerine koymazsanız, bir haftadan fazla dayanamazsınız.

9. Oksijen desteği olmadan çıkabileceğimiz en fazla yükseklik ne kadardır?

Dünyanın en yüksek dağı olan 8.848 metrelik Everest’in zirvesine tırmanma denemeleri bir çok kez haberlere konu olmuş ve bu başarıya ulaşanların geneli oksijen desteği alarak amaçlarına ulaşmıştır.1981′de 14 bilim adamı oksijen desteği olmadan Everest’e tırmanmaya çalıştı. Ama içlerinden sadece ikisi zirveye ulaşma başarısı gösterdi. Vardıkları sonuç bir insanın irtifa toleransı Everest’in yüksekliğinden sadece biraz fazla.

10. Gözlerimiz ayırt edebildiği en fazla renk sayısı kaçtır?

Ortalama bir insan gözü yaklaşık 900 bin rengi ayırt edebiliyor. Tetrakromat denen ve insanoğlunun son bin yıldaki en büyük evrim aşaması olarak gösterilen özelliği (tetrakromasi) sahibi insanlar, dört renk tayfında yani normal bir insandan daha fazla renk görüyorlar. Bunun sebebi de gözde normal insanda üç olan yerine dört tane yüksek duyarlıklı ışık alıcısı hücre tipi bulunması.Şimdiye kadar iki veya üç kişi potansiyel tetrakromatlar olarak tanımlandı. Eğer üç daireyi de aynı renkten noktalarla dolu görüyorsanız normalsiniz. Farklı bir şey (örneğin her dairenin içinde farklı renklerde harfler) görüyorsanız tetrakromat olabilirsiniz.
Devamını Oku

22 Ocak 2015 Perşembe

Ananas Nasıl Yetişir?

1 yorum
 Bu gün sokağa çıksak ve insanlara "Ananas bir meyve midir?" diye sorsak çoğu kişi ananasın meyve olduğunu düşündüğünden "Evet, tabi ki de meyve." cevabını alırız. Hayır ananas bir meyve değil sebzedir. Ayrıca çoğunuzun ananasın ağaçlarda yetiştiğini düşündüğünü biliyorum :) Ancak ananas ağaçlarda değil fotoğrafta gördüğünüz gibi tarlalarda seri bir şekilde yetiştirilir ve sofralara bu enfes lezzet sunulur. 
ananas tarlası
Devamını Oku

21 Ocak 2015 Çarşamba

Piramitlerin Gizemi

Hiç yorum yok
  Piramitler insanoğlunun en büyük 
şaheserlerinden biri ve günümüzde hala 
daha en büyük gizemlerinden biridir. Bu 2 özellik bu yapıtların Dünya Harikaları kategorisinde yer almasını sağlamıştır. Piramitler üzerinde sayısız araştırma ve inceleme yapılmasına rağmen günümüzde hala daha yapıldığı çağdaki olanaklarla bu yapıtların nasıl inşa edildiği bulunamadı. Ancak araştırmalar sonucunda piramitlerin enteresan özellikleri olduğu ortaya çıktı. Piramitlerin kendine ait bir atmosfer tarzı oluşumu var. Piramit içerisinde ultrason, radar ya da sonar aletleri gibi cihazlar çalışmıyor. Ayrıca piramidin temizleyici bir havası var. Piramidin içerisine bir kase dolusu kirli su bıraktığınızda bir kaç gün sonra suyu tamamen arıtılmış ve temiz bir şekilde buluyorsunuz. Ayrıca piramidin besinleri koruyucu da bir etkisi var. Piramit içerisine kase dolusu bir süt koyduğunuzda sütün bozulmadan yoğurda dönüştüğünü görüyoruz. Hatta bu sayede piramidin bazı bölümleri eski zamanlarda kiler olarak kullanılıyormuş.
Devamını Oku

14 Aralık 2014 Pazar

Hapşırmak nedir? Neden Hapşırırız?

Hiç yorum yok
Pamela Georgeson, Osteopatik Hastalıklar Doktoru ve Amerikan Osteopatik Birlik’i üyesi, pediatri, alerji ve bağışıklık bilimi alanlarında heyet sertifikalı osteopatik doktoru, şu şekilde cevap veriyor:
Hapşırmak: Özellikle refleks olarak, ağız ve burundan ani, şiddetli, spazma benzeyen sesli bir nefes verme biçimi.
hapşıran çocukBurnumuz, vücudumuza alınan havanın giriş ve çıkış yaptığı ana rotayı belirler. Pozisyonu sebebiyle, bir sürü fonksiyonu vardır. Daralan geçiş yolları, solunan havanın yükselen bir türbülansla çıkışını sağlar. Bu türbülans, hava akımı ile burun mukozasının (burun duvarı) etkileşimi yükselterek, ısı ve nemin dengelenmesini ve havaya karışmış ve asılı duran parçacıkların temizlenmesini sağlar.
Hapşırmak, burun duvarında bulunan solunumla ilgili epitel hücrelerin, kaşınma ve rahatsızlığa karşı verdiği fizyolojik bir tepkidir. Hapşırmak genellikle histamin ve lökotrien gibi kimyasalların salınmasıyla başlar. Bu maddeler tipik olarak burun mukozasında bulunan eozinofil ve mast hücreler gibi, enflamatuvar hücreler tarafından üretilir. Bu kimyasal salınım viral solunum enfeksiyonları; burun mukozasındaki filtreden geçebilen parçacıklar, alerjik reaksiyonu tetikleyen maddeler ya da duman, polen, parfüm ve soğuk hava gibi fiziksel olarak rahatsız edebilecek etkenler sebebiyle ortaya çıkabilir. Burun mukozasındaki alerjik reaksiyonlar için IgE’nin – vücudun alerjik madde için özellikle ürettiği antikor – mevcudiyetine bakılır. Bu durum, burun tıkanıklığı ve burun sızıntısı gibi semptomlar gösteren burun damarları akıntısına sebep olur. Ayrıca sinir uçları uyarılmış olduğundan, kaşıntı hissi gelir.
hapşıran adamNihayetinde, uyarılmış sinir uçları beynin içindeki bir refleksin aktive olmasını sağlar. Bu sinirsel tepki, duyusal sinirlere doğru yolculuğa çıkar, daha sonra sinirlerin kontrol ettiği kafa ve boyun kaslarına ulaşır, bu da ani bir hava çıkışına sebep olur. Göğüs kafesinden artarak gelen basınç ve ses tellerinin kapanması, yüksek hızlı hava akımı yaratır. Ses tellerinin ani açılımı ile basınçlı hava, solunum sistemine giriş yapmış tahriş edici parçacıkların geri çıkarılmasını sağlar. Bu yolla burnun içindeki rahat edici parçacıkların çıkmasına da yardımcı olunur. Ancak, iltihaplı hastalıklardan muzdarip kişilerde hapşırmak, mukozanın her bir damlacığında bulunan sayısız viral parçacığın çıkışını sağladığından, nezle ve soğuk algınlığının yayılmasına sebep olur.

Bu reaksiyonu kontrol altında tutmaya yardımcı olan çeşitli ilaçlar mevcuttur. Antihistaminler, esas olarak burnun içindeki kan damarlarında bulunan alıcıların histamin etkisini engelleyerek çalışır. Bazı reçeteli antihistaminler, reçetesiz satılan emsalleriyle karşılaştırıldığında yatıştırıcı özellikte değildirler. Dekonjestanlar nefes daralmasına sebep olanaynı kan damarlarından bulunan alıcıları uyarır ve sıvı tutulumunun artışını hafifletir. Alerjik hastalarda kullanılan lokal burun steroitleri, enflamatuvar hücre sayısını düşürür ve sonuç olarak histamin salınımını engeller.
Kaynak: http://www.scientificamerican.com/article/why-do-we-sneeze/
Devamını Oku

11 Aralık 2014 Perşembe

Ölümün 5 Dakika Sonrası

Hiç yorum yok

Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de bu süreyi 5 dakika daha uzatmak mümkündür.


sedyede ceset

Devamını Oku

10 Aralık 2014 Çarşamba

Uyurken Ne Kadar Kalori Harcarız

2 yorum

Uyurken, TV izlerken olduğundan iki kat daha fazla kalori harcarız.


koltukta uyuyan adam

Devamını Oku

8 Aralık 2014 Pazartesi

Alkol Sizi ISITMAZ!!

Hiç yorum yok
Soğuk havalarda ısınmak için alkol almak son derece tehlikelidir. Yüzeysel damarlarda genişlemeye yol açan alkol bir süre kendinizi ısınmış gibi hissetmenize yol açarken, vücudun ısı kaybını kolaylaştırır. Bu da donmayı çabuklaştırır.
alkol alan insan
Devamını Oku

7 Aralık 2014 Pazar

Ortalama Bir Ağacın Doğaya Yararı

Hiç yorum yok
Sadece tek bir ağaç, senede 26.000 km yol alan bir arabanın, bir senede açığa çıkardığı karbonu yok eder. 

ağaç
Ağaç
Devamını Oku