22 Eylül 2017 Cuma

Yunuslar Nasıl Uyur?

Hiç yorum yok
yunus sürüsü
Yunuslar bilindiği üzere denizde yaşayan nadir memeli hayvan türlerinden biridir. Dünya üzerindeki her canlının yaşayış mekanizması muazzam ancak yunuslarınki daha da bir büyüleyici. Suyun içerisinde yaşayıp akciğerler ile aktif solunum yapmak o kadar da kolay bir iş değil. Özellikle de uyku esnasında. 

Her canlının olduğu gibi onların da uyumaya ihtiyaçları var. Uykusuzluk her canlı için hayati derecede önemli ve uzun süre eksikliği ölüme yol açacak kadar önemli bir ihtiyaç. Ancak yunuslar insanlar gibi buna fazla zaman ayırmak zorunda değiller ve bünyeleri uykusuzluğa uzun süre dayanabilecek biçimde. Yapılan araştırmalarda yunuslar zorlu koşullarda 5-6 gün uyumamalarına rağmen dış etkilere verdikleri refleksler ya da kan değerlerinde herhangi bir etkilenme ya da yetersizlik görülmemiş. Aynı sürede uyumayan insanların çok nadir durumlar dışında yaşama şansı bile çok düşük.
su üstünde yunus
Peki yunuslar uyumaları gerektiğinde suyun içerisinde bunu nasıl yapıyorlar? Cevabı hayranlık uyandırıcı. Yunuslar için nefes almak insanlarda olduğu gibi refleks değil irade kontrollü bir eylemdir. Nefes alma işlemini buna karar verdiklerinde gerçekleştirirler. Yani bizim yürümeye karar vermemiz gibi iradelerini kullanarak bunu yaparlar ve bu sayede boğulmazlar. Ayrıca yunuslar her soluk aldığında ciğerlerinin kapasitesinin %80 %90 kadarını havayla doldururlar. Nefes alma egzersizleriyle özel olarak uğraşmayan normal bir insan için bu değer ortalama %15 kadardır. Bu değerlere rağmen yunusların da sürekli ve düzenli olarak nefes almaları gerekir ve uyurken bunu yapmak için vücutları muazzam ve organları organize bir şekilde çalışır. Bir yunus uyku sırasında beyninin sol ve sağ loblarını ortalama 15'er dakika aralıkla nöbetleşe olarak kullanır. Beynin bir lobu uyurken diğeri hala aktiftir ve nefes alımını kontrol altında tutar. Eş zamanlı olarak gözleri için de aynı şekilde değişimli olarak uyku eylemini gerçekleştirirler. Bu sayede uyku esnasında etraftan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı da tetikte olurlar. 
mutlu yunus
Herkes yunusların ne kadar zeki hayvanlar olduklarını bilir ancak yaradılıştan gelen bu özellikleri onları daha da büyüleyici canlılar haline getiriyor.
Devamını Oku

21 Eylül 2017 Perşembe

Eskişehir'de Öğrenci Olmak

1 yorum
Üniversite kayıtları da bittiğine göre özellikle tercihini Eskişehir'den yana kullanan öğrenci kardeşlerime tecrübelerime ve alemci delikanlılığıma dayanarak güzel bir üniversite hayatı geçirmeleri için tavsiyelerle dolu ve bilgilendirici bu 4 başlıktan oluşan yazıyı yazmaya karar verdim.
eskişehir çarşı

Öncelikle ben bir İzmirli olarak İzmir'de okuma şansım olmasına rağmen tercihimi Eskişehir'den yana kullandım. Sanırım hayatımın en doğru kararı bu oldu.

Bu tercihi yapmamdaki en büyük faktör her öğrencinin de ilk düşünmesi gereken finansal durumlarım oldu. Çok paranız olmasa bile orta düzey bir gelire sahipseniz Eskişehir sizin için bir cennet.


BARINMA :

Durumunuz çok kötü bile olsa yurtta kalıp sadece KYK'dan aldığınız 400 TL'lik bursla bile rahat rahat geçinebilirsiniz. İstanbul'da ya da İzmir'de verdiğiniz kira paralarının yarısı ile Eskişehir'de evin tüm masraflarını karşılayabilirsiniz(Kira+ısınma+faturalar). Tabii kesin rakamlar ile konuşamıyor kendi gözlemlerim ile edindiğim ortalama rakamlar üzerinden bu yorumu yapıyorum. Kira fiyatlarının yanı sıra eşya konusunda da diğer şehirlerde çektiğiniz zorluğu çekmeyeceğinize eminim. Eğer denk getirirseniz üniversiteyi bitirip Eskişehir'den ayrılacak olan mezunların eşyalarıyla çok uygun fiyata evinizi düzebilirsiniz. Elden eşya bulamazsanız spotçularda her istediğinizi bulabilirsiniz.

E tabii eve çıkmak da ha deyince olmuyor. Eve çıkmak için her şeyden önce güvenilir bir ev arkadaşına ihtiyacınız var. Yok ben tek çıkarım kimseyle anlaşamam diyenler için başka tabii. Arkadaşı geçtim ilk kez geldiği memlekette "Abi ben ilk sene yurtta kalayım ortamı öğreneyim, arkadaş edineyim öbür sene çıkarız zaten." şeklinde düşünen arkadaşları da duyar gibiyim. Yurt konusu biraz sıkıntılı o da ha deyince olmuyor. Eğer yukarıdan bir torpile sahip değilseniz, bir Endonezyalı ve ya Ganalı değilseniz KYK(Kredi ve Yurtlar Kurumu) size kolay kolay kollarını açmayacaktır. Bu dediklerimi yurtta kalırsanız çok iyi anlayacaksınız, şimdilik geçiyorum :D.

Evde kalmak için koşullarınız el vermiyor, yanınızda güvenilir bir arkadaşınız yok ya da kendinize güveniniz yok. Yurda başvurdunuz o da olmadı. Geriye 2 seçeneğiniz kaldı: Özel yurtlar ve apartlar. Sizlere tavsiyem paranız varsa özel yurtta keyfinizi sürmeniz. Finansal olarak sıkıntılarınız varsa apartlar tam size göre. 2 ve ya 3 kişilik odalarda aylık 400 500 TL'ye 12 aylığına kontrat imzalayabilirsiniz. Fiyatlar apartın konumu konforu ve yemekli olup olmayışına göre elbette farklılıklar gösterecektir. Apartlar için de uçuk fiyatlar mevcut.


KAMPÜSLER :

Anadolu Üniversitesi 
Osmangazi Üniversitesi

Eskişehir iki adet devlet üniversitesine sahip. Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi. Sizleri bu iki üniversiteyi karşılaştırarak kampüs ve eğitim hakkında bilgilendireceğim. Eğer Osmangazi Üniversitesi'nde okuyorsanız kampüs konusunda biraz hayal kırıklığına uğrayacağınız aşikar. Çok kötü olmasa da Anadolu Üniversitesi'nin kampüsü yanında sönük kalıyor. Anadolu Üniversitesi kampüsü Osmangazi Üniversitesi'ne oranla çok daha oturmuş ve tüm bölüm binaları tamamlanmış vaziyette. Osmangazi Üniversitesi kampüsünün bazı bölümleri hala inşaat aşamasında. Ben de Osmangazi Üniversitesi'nde okuyan biri olarak bunun sebebinin kampüsün içindeki devlet hastanesi olduğunu düşünüyorum. Güvenlik Anadolu Üniversitesi'ne oranla çok daha zayıf. Kampüse girerken kimse size kimlik sormuyor, herkes istediği gibi istediği araçla girip çıkabiliyor. Anadolu Üniversitesi'nde kampüse öğrenci kimliğiniz yanınızda olmadıkça girip çıkamıyor, kampüs içerisine sivil araçla giremiyorsunuz. Anadolu Üniversitesi şehirle iç içeyken Osmangazi Üniversitesi çarşıya tramvay ile 20-30 dklik bir mesafede. Fiziksel koşullar bu şekilde. Gelelim eğitime.


EĞİTİM:


Eğitim düzeyi ve kalitesini de yine iki üniversiteyi karşılaştırarak izah etmek istiyorum. Anadolu Üniversitesi sözel bölümlerde Türkiye'nin hatırı sayılır devlet üniversitelerinden(Hukuk, işletme vs..). Osmangazi Üniversitesi ise köklü eğitmen kadrosuyla sayısal bölümlerde Anadolu Üniversitesi'ne oranla açık ara önde ve yine Türkiye'de özellikle mühendislik ve tıp bölümü ile yadsınamaz bir konuma sahip. Teknik üniversitelerden sonra mühendislik alanında ilk sıralarda geldiğini düşünüyorum. Maalesef aradaki bu sayısal sözel farkı sosyalliği büyük oranda etkiliyor. Anadolu Üniversitesi gerek öğrenci kulüpleri gerek öğrenci karakteri ile daha sosyal bir üniversite. Ben bir Osmangazi öğrencisi olarak Anadolu Üniversitesi'nin kulüplerine kaydoluyor daha aktif, daha sosyal bir öğrencilik sürmeye çalışıyorum. Özellikle mühendislik okuyan sevgili sap kardeşlerime tavsiyem kendinize uygun kulüpler bulup kaydolun, kaynaşın.


ORTAM:

eskişehir barlar sokağı
Barlar Sokağı
Eskişehir'de bir öğrencinin ihtiyaç duyabileceği her mekan yürüme mesafesinde ve bu mekanların hepsi öğrenciye yönelik hizmet vermekte. Eskişehir'de toplam 5-6 adet club var. Gezmeye kalksanız hepsine girmeniz aylar sürecek kadar kafe, bar, meyhane var. 3 adet büyük avm mevcut. Bu mekanların hepsi birbirine ve merkeze yakın. Doğru bir noktada konaklamayı tercih ederseniz taşıtınız olmadan hem okula hem şehre, bahsettiğim mekanlara yürüyerek ulaşabilirsiniz. Clubların konumları dışında diğer avm, bar, pub, kafe, meyhane tarzı mekanlar 3 bölgeye ayrılmış durumda: Üniversite Caddesi(Bağlar), Barlar Sokağı ve Adalar. Osmangazi Üniversitesi tarafında yine bar ve kafeler mevcut  ancak şehrin kalbi bu saydığım 3 noktada atıyor. Genel olarak bilmeniz gerekenler bunlar. Gezilecek yerler ve mekan yorumları için daha ayrıntılı bir yazı ile karşınızda olacağım.
Devamını Oku

13 Eylül 2017 Çarşamba

İnsanlardan Daha Fazla Et Tüketiyorlar!!

1 yorum
Örümcekler bilindiği üzere etçil canlılardır. Ancak örümcek deyip geçersek bu muazzam varlıklara haksızlık etmiş oluruz. Zararsız, kendi halinde olanlarıyla birlikte ekosistemin en tehlikeli, en şaşırtıcı yeteneklere sahip olan canlılarını da içinde barındıran bir tür.

Bu canlıların ekosistemdeki payı o kadar büyük ki boyut olarak insanlara oranla çok daha küçük olmalarına rağmen dünya üzerindeki insanların yıllık et tüketim miktarının ortalama iki katı kadar et tüketiyorlar!!

Örümcekler yaşamaya devam etmek için her gün kendi vücut ağırlıklarının %10'u kadar et tüketiyor. Yani bu 100 kiloluk bir insanın günde 10 kilo et yemesine denk geliyor. Bir insan için imkansız olan bu oran bir örümcek için doğal bir ihtiyaç. İsviçreli araştırma ekibi tarafından elde edilen sonuçlar örümceklerin bir yıl boyunca toplam ortalama 800 milyon ton ava ulaştığını gösteriyor. Avların tümünü et olarak düşünürsek doğadaki diğer canlılara oranla hayli yüksek bir miktar. İnsanların yıllık et tüketimi ise 400 milyon ton kadar.
Dünya üzerinde 25 milyon ton kadar yaşayan örümcek olduğunu belirleyen İsviçrede'ki Basel Üniversitesi araştırma ekibi, edinilen rakamsal tahminleri ormanlar, ekili alanlar, otlaklar, bataklıklar ve farklı yaşam alanlarından alınan biyokütle ortalamalarına dayandırıyor. Örümceklerin çoğunlukla hafif hayvanlar olduğunu düşünürsek sayıca da ne kadar kalabalık bir aile olduklarını tahmin edebiliyorsunuzdur. Dikkatinizi çekmeliyim ki dünya üzerinde yaşayan 7.2 milyar insanın ortalama ağırlığı 450 milyar ton. Bu aradaki uçurum kadar farka rağmen örümcekler et tüketimi konusunda insanlardan çok daha önde.
örümcek ağı wallpaper
Örümceklerin avladıkları canlıların yaklaşık %90'ı böcek ve benzeri canlılar. Her yıl milyonlarca böcek ve benzeri canlıları avlayan örümceklerin ekosistem içerisindeki rolünün önemini kavrayabiliyorsunuzdur.

Aslında örümceklerden korkmak yerine onlara büyük minnet beslememiz gerekiyor. Çünkü kendisinden sayıca çok daha fazla olan diğer böcekleri avlayarak bir bakıma bizi korumuş oluyorlar. Diğer böceklerin başlıca düşmanı olan örümcekler üreme ve çoğalma konusunda sınır tanımayan bu canlıları dizginlemek için en etkili silah. Örümceklerin olmadığı bir dünyada ekosistemin kısa süre içinde çökeceği ve insanoğlu dahil çoğu türün yok olacağı aşikar.
Devamını Oku

12 Eylül 2017 Salı

O Astroit 30 Saniye Gecikseydi Dinozorlar Yaşıyor Olacaktı!!

1 yorum
İlerleyen teknoloji ve günümüzde kalıntıların daha iyi incelenebiliyor oluşu bize geçmiş hakkında gizemini koruyan konuları açığa çıkartmakta yardımcı oluyor. Bu konulardan biri benim de çok ilgili olduğum dinozorların yok oluşu ve buna sebebiyet veren astroit.

Eğer Dünya'ya çakılıp dinozor gibi muazzam canlıların ölümüne sebep veren astroit 30 saniye daha geç çarpsaydı dev yaratıklar hala yaşamlarını sürdürüyor olacaklardı!!

Qijiang Dragonu
30 saniyede dünya, kendi ekseni etrafında dönüşü sebebiyle astroiti okyanusla göğüsleyecekti ve astroitin karaya çarparak yarattığı etkiyi su ile soğurmuş olacaktı. Bu soğurma da astroitin yarattığı yıkıcı etkiyi büyük oranda azaltacaktı ve bir kısmı yok olsa da dev canlılar bu etkiye dayanabilecekti.

Sanılanın aksine Dünya'ya çarpan astroit uydumuz olan ay kadar büyük boyutlarda değil. Dünya'nın kaderini değiştiren astroitin çapı yalnızca 10 kilometre idi. Yani dünyayı bir futbol topu olarak düşünürsek dinozorların neslini sonlandıran astroitin boyutu bir kum tanesinden daha küçük olmuş oluyor. Bir futbol topuna kum tanesinin hızla çarpması ile oluşan etki pek yıkıcı olmaz. Ancak gezegenimize çarpan astroitin yıkıcılığı da çarptığı anda aşırı darbe uygulamasından ziyade, açığa çıkardığı tüm atmosferi kaplayan gaz ve toz bulutu. İyi ki o astroit karaya çarptı ve dinozorlar yok oldu. Eğer yok olmasalardı memelilerin var oluşu ve gelişimi çok daha yavaş ilerleyecekti. Hatta insanoğlu günümüzde hiç var olmamış bile olabilirdi.
T-rex
Dünyaca ünlü kanal BBC'de yayınlanan belgeselde astroitin Meksika'daki Yucatan Yarımadası'nın 40 kilometre uzağına yaklaşık 66 milyon yıl önce çarptığı ve 180 kilometre genişliğinde, 32 kilometre derinliğinde dev bir krater oluşturduğundan bahsedilmiş. Bu devasa değerleri hayal etmesi bile zor. 

Astroitin çarptığı noktada yoğun miktarda sülfür olması ve devasa astroitin zemine saatte 64.000 kilometre hızla çarpmış oluşu zemini neredeyse buharlaştırdı ve tüm atmosferi kaplayan sülfür gazını açığa çıkardı. Dinozorların sonunu getiren asıl sebep de bu sülfür gazı oldu. Büyük çarpmanın şiddeti ile oluşan deprem ve devasa tsunamiler ilk etapta dinozorların %25'ini yok etti ancak can alıcı nokta astroitin çarptığı noktanın sülfür bakımından çok zengin oluşuydu. Açığa çıkan yoğun sülfür gazı katmanı atmosferi 10 yıl boyunca esir aldı ve güneş ışığını neredeyse tamamen kesti. Bu süreç içerisinde küresel bir kış yaşandı ve küresel kış beraberinde açlığı, dolayısı ile küresel yok oluşları doğurdu. Dinozorlar da bu yok oluşun parçası oldu.
Spinosaurus
Eğer astroit 30 saniye daha gecikseydi dev astroit Pasifik ya da Atlantik Okyanusu sularına çarpacaktı ve yarattığı yıkım sülfür yerine atmosfere su buharı yayacaktı ve sülfürün yarattığı yoğun gaz bulutu ile oluşan küresel kış ve açlık yaşanmayacaktı, bu sayede dinozorlar aç kalmayacak ve yaşamlarına devam edeceklerdi. Yani astroitin Dünya üzerinde nereye çarptığı çok önemliydi. Talihsiz dinozorların nesli astroitin sülfür bakımından zengin topraklara çarpması gibi küçük bir ihtimalin gerçekleşmesi ile tükendi. Gerçekleşen bu ihtimal memelilerin dolayısı ile bizlerin gelişimine sebebiyet verdi. 

Birçok araştırmacının üzerinde çalıştığı bu uzak tarih 150 milyon yıl boyunca yeryüzünün hakimi olan bu devasa canlıların yok oluşu ve bizlere yaşam için zemin hazırlanışı arkasındaki sır perdesini aralamış oldu.

Araştırmacıların sonuçlarına dayanarak hazırlanmış olan, bu yazının da esin ve bilgi kaynağı olan belgesel dizi The Day The Dinosaurs Died BBC kanalında yayınlanıyor.
Devamını Oku